.

EN YAKIN UZAK KİTAP YORUMU



Kitap Adı: En Yakın Uzak
Özgün Adı: The Nearest Faraway Place
Yazarı: Hayley Long
Yayınevi: Genç Timaş

Kitaplığımda gözüme kestirip elime aldığım ve sonrasında akıcılığından dolayı elimden bırakamadığım kitap, En Yakın Uzak. Kitabın arka kapağını okuduğumda hoşlanmıştım. Basit ama bir o kadar da güzel bir hikayeye benziyordu. Bu konuda yanılmadım. Gerçekten de etkileyici bir kitaptı.

Kitaba başladığımda yazarın diline alışmak pek uzun sürmedi. İlk 50 sayfada çok büyük bir olay yaşandı ve kitabın katlanarak güzelleşeceğini düşündüm. Yazar mükemmel bir başlangıç yapmıştı. Bunun böyle devam etmesini umdum ancak umduğum gibi oldu diyemeyeceğim. Kitabın ortaları biraz durağandı. Başlangıç ne kadar mükemmelse ortalar da o kadar durağandı.

  

Son 100 sayfada ise yazar olayları tekrar alevlendirdi ve ben çok şaşırdım. Böyle bir kitaptan böyle bir şey asla beklemezdim. Kesinlikle kitaba olan düşüncelerimi tamamen değiştirdi. O olay kitabın doruk noktalarından bir tanesiydi.

Kitabı okurken duygulandığım sahneler oldu. Aile ve kardeşlik kavramlarının bir kez daha ne kadar kıymetli olduğunu anladım. Bu açıdan içerisinde çok güzel mesajlar barındırıyordu.


Kitap küçük yaştan büyük yaşa kadar herkese hitap ediyor. O yüzden herkesin bir şans verip bu masum hikayeyi okumasını öneriyorum.

Ayrıca kitabın en son sayfasında yazarın hazırlamış olduğu okurken dinleyebileceğiniz bir çalma listesi bulunuyor. İçerisinde benim de çok severek dinlediğim şarkılar var. Ayrıca yeni şarkılar da keşfettim bu sayede.


Kitaba puanım 7

KONUSU:

13 yaşındaki Griff ve 15 yaşındaki Dylan, küçüklüklerinden bu yana anne-babasının peşinde o ülke senin bu şehir benim diyerek konar göçer bir hayat sürmüştür. Son durakları Manhattan yolunda ise yıkıcı bir aile trajedisi yaşamışlardır. Griff ve Dylan hayatlarının geri kalanını sonsuza dek etkileyecek olan bu olayın üstesinden gelebilecek midir?

Sağ tarafta yer alan "İzle" butonuna tıklayarak blogumu takibe alırsanız mutlu olurum :)
Daha fazla kitap paylaşımı için beni Instagram hesabımdan takip etmek için BURAYA tıklayabilirsiniz.
Sıra Dışı kitap yorumu için BURAYA tıklayabilirsiniz.
Liste kitap yorumu için BURAYA tıklayabilirsiniz.
Tut Ki Seni Seviyorum kitap yorumu için BURAYA tıklayabilirsiniz.

Haveyoumetmyblog Haveyoumetmyblog Author

BEYAZ TAVŞAN KİTAP YORUMU



Kitap Adı: Beyaz Tavşan
Yazarı: Atilla Uçkay
Yayınevi: İkinci Adım Yayınları

Şu ana kadar okuduğum en farklı tarzdaki kitabın yorumu ile buradayım. Yeraltı Edebiyatı okuyan birçok arkadaşım vardı. Ancak o türe pek bir ilgim yoktu. Beyaz Tavşan sayesinde bu yeni türe adımımı attım. Alışmam çok çok zor oldu. Ama okudukça artık normal gelmeye başladı.

"Yeraltı Edebiyatı nedir?" diye soracak olursanız: Yeraltı Edebiyatı, toplumun kabul etmediği tüm davranışların (Küfür, seks, alkol, uyuşturucu, suç, transeksüellik, hayvansal dürtüler vs.) kitaplarda yer almasıdır. Herkesten bu kadar duyunca açıkçası merak ettim ve bir yerden başlamak gerektiğini düşündüm.


Dediğim gibi alışmak benim için çok zordu. Alıştıktan sonrası ise ip söküğü gibi geldi. Devamını merak etmeye başladım. Sonunda ne olacak diye düşünüp durdum ve iki gün içerisinde kitabı bitirdim. Yazarın gerekten çok akıcı bir dili vardı. Okurken bir an olsun sıkılmadım ve bir sonraki sayfaya geçmeyi dört gözle bekledim.

Yazarla iletişime geçtiğimde bana kitabının ya çok sevildiği ya da hiç sevilmediğini söylemişti. Bu tarz kitaplarda genellikle bu durum vardır. Bu türe hakim olan insanlar kitaba ölüp biterler. Bense daha önce bu tarzda bir kitap okumadığımdan ve bir karşılaştırma yapamayacağımdan bu konuda ne söyleyeceğimi bilemiyorum.


Kitaptaki en büyük sorun yazım hatalarıydı. Gözüme battı da battı. Bununla yayınevinin ilgilenmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü kaliteli bir okuyucu kitapta bu tarz şeyleri fazlasıyla önemsiyor.

Baş karakterimiz eşcinseldi. Yazar bu konuda çok güzel bir farkındalık yaratmış. Ancak baş karakterimizin başına gelenler ve okulda yaşamış oldukları beni çok hem de çok üzdü. Böyle şeyler sadece kitaplarda ve filmlerde gerçekleşmiyor. Her gün sokakta, caddede, işte, okulda insanlar zorbalığa maruz kalıyor. Teknolojinin gelişmesi ile birlikte zorbalık internete de taşındı. Buna ise siber zorbalık diyoruz. Zorbalığa uğrayan insanlar toplumdan soyutlanır ve kendine yer bulakta zorlanır. Bu da ortaya psikolojik sorunlar doğurur.


Anlayacağınız üzere kitap +18 ögeler barındırıyor. İçerisinde fazlasıyla cinsellik bulunuyor. O yüzden satın alırken buna mutlaka dikkat edin benden söylemesi. Küçük yaştakilerin de okumasını önermiyorum. Daha çok yetişkinlere hitap eden bir kitap.

Yukarıdaki gibi baş karakterimizin başına gelenlere çok çok üzüldüm ancak bazen de tüm bu olanlardan onu sorumlu tuttum. Kimse bunları yaşamayı hak etmez. Karakterimizin düşünce tarzı fazlasıyla aykırıydı. Ancak düşünce özgürlüğü olduğu sürece kimse düşünceleri yüzünden yargılanamaz.

Kitap bu şekildeydi. Ben olabildiğince açık bir şekilde anlatmaya gayret gösterdim. Bu tarza hakimseniz okumanızı öneririm. Benim gibi ilk defa okuyacaksanız eğer sıkı tutunun bambaşka bir dünyaya adım atıyor olacaksınız. Umarım seversiniz.

TANITIM BÜLTENİ:

“Bir erkeğin yaşayabileceği en önemli deneyimlerin onu en uç noktalara götürenler olduğunu söylüyordu. Böyle böyle öğreniyoruz; çünkü bütün cesaretimizi kullanmak zorunda kalıyoruz. İşçisini aşağılayan bir patron, karısını aşağılayan bir adam ya alçağın tekidir ya da hayattan intikam almaktadır. Kendi ruhlarının derinliklerine bakmaya asla cüret edememiştir onlar. Vahşi hayvanı serbest bırakma arzusunun kaynağını keşfetmeye; seksin, acının, aşkın erkek için sınırlı deneyimler olduğunu anlamaya yanaşmamışlardır. Sadece bu sınırları tanıyanlar hayatı bilir; kalanı vakit geçirmektir altı üstü, aynı işi tekrarlayıp durmak, şu ölümlü dünyaya niye geldiğimizi gerçekte anlayamadan yaşlanıp ölmektir”

Kitabı satın almak için TIKLAYABİLİRSİNİZ


Haveyoumetmyblog Haveyoumetmyblog Author

WILDCARD KİTAP YORUMU



Kitap Adı: Wildcard
Özgün Adı: Wildcard
Yazarı: Marie Lu
Yayınevi: Yabancı

Warcross'u bitirdikten sonra hiç ara vermeden Wildcard'ı okumak istedim. Arka arkaya okuduğum için daha fazla zevk aldım ve "Devam kitabında ne olacak ya?" gibi dertlerim olmadı. Wildcard, ilk kitaba göre daha durağan bir kitaptı. 250 sayfa boyunca bir şeyler olmasını bekledim. Yazar tüm olayı aslında son 100 sayfaya saklamış. O yüzden favorim her zaman Warcross <3

  

Son 100 sayfa mükemmeldi. Her sayfada heyecan doruktaydı. Bu 100 sayfanın dışında olan kısımları saymak dahi istemiyorum çünkü çok fazla gereksiz sahne vardı. Ana karakter Emika'ya karşı hiç hoş düşünceler beslemedim. Kararsız oluşu beni bitirdi. Oradan oraya atlaması bir zaman sonra beni yordu. Bunun yanı sıra ilk kitap yorumunda da bahsettiğim gibi bu kitapta da pasifliğini korudu. Çok fazla öne çıkan bir karakteristik özelliği yoktu.

İlk kitabı okuduğumda bazı sahneleri ve fikirleri bazı kitap ve filmlerdekilere çok benzettim. İkinci kitapta da bu düşüncem daha da netleşti. Marie Lu sanki birkaç yerden konuyu toplamış da kitap oluşturmuş gibiydi. Ama buna rağmen mükemmel bir dünya oluşturmuş ve hakkını vermişti. 

Serinin iki kitabını mukayese edecek olursam: Warcross çok heyecanlı başlamıştı. Wildcard ise tam tersi şekilde başladı. "Hadi artık bir şeyler olsun." modundaydım. Warcross'un son sayfalarında biraz daha heyecan bekledim. Başladığı gibi gümbür gümbür bitmedi. Wildcard ise muazzam bir şekilde bitti. Warcross'u Wildcard'a göre daha çok sevdim.

Bana soracak olursanız eğer Marie Lu'nun en sevdiğim serisi Genç Elitler. Efsane serisi de bir o kadar güzel. Ayrım yapmak istemiyorum. Bu seri de standartların gayet üzerindeydi ama Marie Lu standartlarının üstünde değil, altındaydı.


Büyük ihtimalle bu seri 2 kitaptan oluşuyor. Öğrendiğime göre final kitabı Wildcard imiş. Wildcard'ın sonu da üçüncü kitabı aratacak gibi heyecanlı bir şekilde bitmedi zaten. O yüzden her şey tadında güzelken üçüncü kitap birden çıkagelmezse güzel olur.

Genel hatlarıyla eksik ve fazla bulduğum kısımlar oldu ancak beğendim. Bu tarz okumaktan hoşlanıyorsanız mutlaka kitaplığınızda bulundurmanız gerekir.

Kitaba puanım 7

Sağ tarafta yer alan "İzle" butonuna tıklayarak blogumu takibe alırsanız mutlu olurum :)
Daha fazla kitap paylaşımı için beni Instagram hesabımdan takip etmek için BURAYA tıklayabilirsiniz.
Warcross kitap yorumu için BURAYA tıklayabilirsiniz.
Genç Elitler kitap yorumu için BURAYA tıklayabilirsiniz. 
Gül Cemiyeti kitap yorumu için BURAYA tıklayabilirsiniz.
Gece Yıldızı kitap yorumu için BURAYA tıklayabilirsiniz.
Kaplumbağa Kabuğunda Dünya kitap yorumu için BURAYA tıklayabilirsiniz.


Haveyoumetmyblog Haveyoumetmyblog Author

WARCROSS KİTAP YORUMU



Kitap Adı: Warcross
Özgün Adı: Warcross
Yazarı: Marie Lu
Yayınevi: Yabancı

Marie Lu, kalemine bayıldığım yazarlardan bir tanesidir. Daha önce yazmış olduğu Genç Elitler ve Efsane serilerinin her ikisini de okudum. Her ikisi de ortalamanın üzerindeydi. Warcross ise bu iki serinin yanında biraz daha geride kalıyordu. Kesinlikle bu da ortalamanın üzerinde bir kitaptı ve gayet de sevdim. Ancak diğer serilerle karşılaştırdığım vakit Warcross benim için üçüncü sırada yer alıyor.


Şimdi neden böyle düşündüğümü açıklayayım. Birincisi ana karakterimiz çok da fazla ana karakter gibi değildi. Ben kişilik özellikleri daha ön planda olan birini beklemiştim. "Emika nasıl bir karakter?" diye sorsalar cevap veremem. Baş karakterimizin daha fazla karakteristik özelliklerinin olmasını isterdim.

Marie Lu, her kitabında olduğu gibi bu kitabında da mükemmel bir dünya yaratmış. Yarattığı dünyadaki teknolojiye bayıldım. Hepsi aklın çok ötesinde olan şeyler. Belki bir 50-100 yıl sonra bunların hepsi mümkün olabilir ama yazarın bunu öngörüp kitaplaştırması tam anlamıyla takdire şayan.

Yazar çok güzel bir kurgu oluşturmuş. Ancak bu kurguya alışmak biraz zaman alıyor. Hatta biraz değil bayağı bir zaman alıyor. Kitabın son sayfalarına geldiğimde bile yazarın bana bir şeyleri açıkladığı fark ettim. Örneğin yazar NöroLink isimli bir sistemden bahsediyor. Bu sistemi okuyucuya tanıtıyor ve okuyucu ilerideki sayfalarda NöroLink'in ne olduğunu biliyor. Yazar eğer bu şekilde ilerleseydi güzeldi. Ancak son sayfalarda bile yeni yeni sistemleri açıklamaya çalışması beni bir hayli yordu. Bu kadar fazla ögeye gerek yoktu bence.

Kitabın sonu hakkında bir şeyler söylemek gerekirse, ben sevdim. Birinci kitabın sonuna göre gayet güzel ve heyecan verici bir biçimde bitti. Merak uyandırıcıydı. Bu yüzden ikinci kitapta neler olacak diye merak ediyorum ve okumak için sabırsızlanıyorum.

Kitap gayet akıcıydı. Yazarın kalemini ne kadar sevdiğimi zaten söyledim. Belki de ilk kitap olduğu için alışmak biraz uzun zaman aldı. Umarım ikinci kitap daha iç açıcı ve keyif verici olur.

Kitaba puanım 8
KONUSU:

Warcross tüm dünyanın canlı olarak seyrettiği bir sanal gerçeklik oyunu. Warcross başladığı sırada tüm dünya ekranlara kilitlenerek karşılaşmayı seyrediyor. Emika da onlardan biri. Teknoloji ve bilgisayarlarla arası bir hayli iyi olan Emika, Warcross karşılaşması sırasında oyunu hackliyor ve kendini birden oyunun içerisinde buluyor. Bu da tüm dünyanın o sırada Emika'nın oyunun içine dalış anına şahit olduğu anlamına geliyor. Ne yapacağını bilemeyen Emika, başına geleceklerden habersiz oyundan çıkıyor.

Sağ tarafta yer alan "İzle" butonuna tıklayarak blogumu takibe alırsanız mutlu olurum :)
Daha fazla kitap paylaşımı için beni Instagram hesabımdan takip etmek için BURAYA tıklayabilirsiniz.
Genç Elitler kitap yorumu için BURAYA tıklayabilirsiniz. 
Gül Cemiyeti kitap yorumu için BURAYA tıklayabilirsiniz.
Gece Yıldızı kitap yorumu için BURAYA tıklayabilirsiniz.
Kaplumbağa Kabuğunda Dünya kitap yorumu için BURAYA tıklayabilirsiniz.


Haveyoumetmyblog Haveyoumetmyblog Author

GECENİN KARANLIĞINDA KİTAP YORUMU



Kitap Adı: Gecenin Karanlığında
Özgün Adı: Emma In The Night
Yazarı: Wendy Walker
Yayınevi: Yabancı

Gecenin Karanlığında'da çok fazla beğendiğim ve beğenmediğim kısımlar bulunuyor. Bu nasıl bir denge kurar ben de bilmiyorum. Yorumun sonunda göreceğiz :) Öncelikle konusuna bayıldığımı söylemeliyim. Mükemmel bir psikolojik gerilim. Birileri ortadan kayboluyor ve olanları araştırmak, nereye gittiklerini, neden gittiklerini bulmaya, öğrenmeye çalışmak çok güzel hisler uyandırıyor. Konu itibari ile baktığımız vakit sevdim. Ama detaylara indiğimizde sevmedim. Hadi biraz detaylara inelim.

Şöyle ki ben bu tarz kitaplarda çok sabırsız oluyorum. Örneğin ölen biri mi var? Hemen katili öğrenmek istiyorum. Kaybolan biri mi var? Nereye gittiğini bilmek istiyorum. Bu yüzden gereksiz kısımlar fazlasıyla gözüme batıyor. Gecenin Karanlığında'da da fazlasıyla bu bahsettiğim gereksiz kısım vardı. Ben olan biteni öğrenmeye çalıştıkça yazar sanki olayı sakız gibi uzatmaya çalışmıştı. Kitabı "Bu anlattığı konunun kitabın sonuyla bi alakası yoksa çok kötü olur he." diyerek okudum. Çoğu olayın sonla bi alakası yoktu. Yani o olayları bilmesek de olurdu.

İkinci olarak, yazar karakterlerin düşüncelerine çok fazla yer vermiş. Kitap boyunca diyalog aradım durdum. Sanki karakterin kafasının içindeymişim de o düşünceleri duymak zorundaymışım gibi hissettim. Örneğin bi konuşma sırasında yazar konuyu alıyor ve bambaşka yerlere götürüyordu. Sonra hatırla bu konuşmanın başını. Ben kitabın sonunu merak ediyorum sayın yazar! Bunların benim için bir önemi yok. Açıkçası yazarın biraz laf salatası yaptığını düşünüyorum bu konuda. Sanki 310 sayfa yazmak zorundaymış gibi yazmış. 250 sayfa olsa da olurmuş.


Üçüncü olarak, ne kitabın adını ne de kapağını konuyla hiçbir şekilde alakalı bulmadım. Bu konuya da özellikle dikkat ederim. Kitabı bitirdikten sonra kapağa bakarım ve ne anlam ifade ettiğini düşünürüm. Baktım ama pek de bir şey ifade ettiğini düşünemedim.

Dördüncü ve son beğenmediğim kısım, kitap akıcı değildi. 1 günde bitirdim. Ama sonunda ne olacağını merak ettiğim için can çekişe çekişe okudum. Gözlerimi baya baya son sayfalara kadar geldim çok şükür.

Şimdi geçelim beğendiğim kısma. Kitabın başlangıcı çok güzeldi. Direkt konuya girilmişti ve elime alıp okumaya başladığımda hikayeye hemen dahil oldum. Hızlı başladı, yavaş ilerledi. Sevdiğim bir diğer kısımsa sonuydu. O son mükemmeldi! Hiçbir şekilde neler olduğunu anlayamamışım son sayfaya kadar. Genelde zaten kitapların sonunu asla tahmin edemem bu yüzden de sonu hakkında kafa yormamaya çalışırım. Kitap sonlarını tahmin eden insanlara da gıpta ederim.

Son sayfalarda ne olduğunu anladığımda şok oldum. Bu sonu hiç beklemiyordum. Yazar sonunda iyi bir şey başarmış. Beni çok güzel ters köşe yaptı. Sonu hakkında en ufak bir olumsuzluk düşünemiyorum çünkü çok güzeldi.

"Bu mükemmel son için bu kitap okunur mu?" derseniz onu bilemem. Siz karar verin. Genel olarak karışık duygular beslediğim bir kitaptı. Çok çok merak ediyorsanız okuyabilirsiniz. Ama listenizde değilse olmasa da olur. Kitabın puanını biraz düşük vermiş olabilirim ama verdiğim puanı da sadece sonuna veriyorum. Onun dışında beni cezbeden pek bir şey yoktu.


Kitaba puanım 6

KONUSU:

On yedi yaşındaki Emma ve 15 yaşındaki Cass, 3 yıl önce birden arkalarında hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolur. Ailesi ve FBI, onları bulmak için uzun uğraşlar verse de bir zaman sonra umudu keserler.

3 yıl sonra Cass, birden ortaya çıkar. Annesi onu kapıda gördüğünde gözlerine inanamaz. Cass, bulundukları yerden kaçmış ve Emma'yı da kurtarmak için geri dönmüştür. FBI tekrar soruşturmayı açar ve Emma'nın bulunması için Cass'ten bir sürü ip ucu alır.

Sağ tarafta yer alan "İzle" butonuna tıklayarak blogumu takibe alırsanız mutlu olurum :)
Daha fazla kitap paylaşımı için beni Instagram hesabımdan takip etmek için BURAYA tıklayabilirsiniz.
Küçük Ama Büyük Yalanlar kitap yorumu için BURAYA tıklayabilirsiniz.
Kurtulan Kızlar kitap yorumu için BURAYA tıklayabilirsiniz.
Ölene Dek Beraberiz kitap yorumu için BURAYA tıklayabilirsiniz.
Eva'nın Çığlığı kitap yorumu için BURAYA tıklayabilirsiniz.
En Yakın Arkadaşımın Şeytan Çıkarma Ayini kitap yorumu için BURAYA tıklayabilirsiniz.
Kırmızı Piyano kitap yorumu için BURAYA tıklayabilirsiniz.

Haveyoumetmyblog Haveyoumetmyblog Author

Hakkımda

Selam, ben Emirhan! Blogumla tanıştın mı? Burası benim kitap eleştirileri, dizi/film önerileri yaptığım, yeri geldiğinde ise bazı konularda fikirlerimi sunduğum bir blog. Bloguma göz atmaya hazır mısın?

Blogu Takip Et (Yeni)

Blogumda Ara

Instagram Hesabım

Haveyoumetmyblog

Translate

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *